Sosyal Medya Devrimi

Obama Türkiye saati ile 06:00 sularında Usame bin Laden’in öldürüldüğünü açıklamadan saatler önce, Pakistan’ın İslamabad şehrinde yaşayan Sohaib Athar’ın twitter hesabını (@realy virtual) takip edenler operasyonu neredeyse canlı olarak izledi. Bu, kesinlikle hiç bir medya gücünün yakalayamayacağı büyük bir başarı.  Kuzey Afrika ve Ortadoğu’ya yayılan devrimler, internet üzerinden örgütlenen kitleler, küçük bir cep telefonu kamerasından dünyaya yayılan gerçekler… Son zamanlarda üzerinde sıkça konuştuğumuz sosyal medyanın etkilerini artık her mecrada görmekteyiz.

Geçtiğimiz hafta, tam da bu konular üzerine İspanyol Dışişleri Bakanlığı’na bağlı CasaMediteraneo’nun düzenlediği MediEnconter toplantısı için İspanya’daydım. Akdeniz ülkelerinden dijital aktivistlerin katıldığı toplantıya Türkiye adına katılma şansı yakaladım.

Ağ toplumu ve siberaktivizmin ünlü teorisyeni John Perry Barlow ve uzun yıllar Le Monde Diplomatique’in editörlüğünü yapan, internet ve bilgi toplumu üzerine çalışmaları olan Ignacio Ramonet’in de katıldığı iki günlük toplantı dizisinde Ortadoğu’daki devrimlere internetin etkisinden Wikileaks’e, devletlerin interneti denetim altına alma çabalarından bugün Türkiye’de örneklerini gördüğümüz internet yasaklarına kadar bir çok konu masaya yatırıldı.

Sosyal medya ve devrimler konusunda katılımcıların çoğunun altını çizdiği nokta; devrimlerin sosyal medya ile yapıldığı yanılgısı idi.  Arap dünyasında  yaşanan bu değişimlerde internet’in ve sosyal paylaşım ağlarının yeri kuşkusuz çok önemli, ancak bu değişimlerin öznesi bizzat onu gerçekleştiren halk kitleleri; çoğunluğunun geçmişten aldığı yüklü bir miras var. Uğruna bedeller ödenen bir demokrasi mücadelesini sadece sosyal medyaya indirgemek kuşkusuz rahatsızlık yaratıyor.

Twitter’ın kurucusu Jack Dorsey  kendisi ile yapılan bir  röportajda, “Devrimleri siz mi yapıyorsunuz?” sorusuna – Banu Avar’ın gerçek zannederek kullanabileceği- şu mizahi cevabı vermişti: “Kuşkusuz.Masamda bir düğme var,  ona basıyorum ve haritada işaretlediğim yerde devrim oluyor.” Devrimleri Twitter’a onu da ABD’ye bağlayınca çok kafa patlatmaya gerek yok.  Bizde solcusunda da, milliyetçisinde de, ulusalcısında da, islamcısında da olan bu hastalığı düşününce Mısırlı aktivist Basel Ramsis’e sorulan “Tamam bunlar iyi de, tüm bunları CIA yaptırmıyor mu?” sorusu pek garip gelmiyor kulağa.

Sosyal medya bu mücadelede sadece bir araç  Ancak birbirini tanımayan milyonlarca insanın özgür şekilde bağlantı kurabilmesini, örgütlenebilmesini sağlıyor. Öyle bir araç ki; Suriye’de ara sokakta dövülerek öldürülen bir adamın görüntüleri küçük bir cep kamerası ile tüm dünyaya dağılıyor. “Z” kod adı ile karikatürler üreten genç internet üzerinden rejim muhalifi çizgilerini milyonlara ulaştırabiliyor.  Fas’ta Twitter üzerinden örgütlenen gençler, anlık Flashmob  eylemler yapıyorlar.  Mısır’da milyonlar Facebook üzerinden örgütlenip sokağa dökülüyor, Mübarek  hükümeti tüm ülkenin internet ve cep telefonu hizmetini kesmesine rağmen uydu internet ile mahallelerden yayın yapılıyor.

Tıpkı John Perry Barlow’un 15 yıl önce yayımladığı “Sanal Gerçekliğin Bağımsızlık Bildirgesi”nde öngördüğü gibi…

Endüstriyel Dünyanın Hükümetleri, siz, et ve çeliğin bezgin devleri! Ben, Sanal Gerçeklik’ten geliyorum, Zihnin yeni yuvasından. Gelecek adına bizleri rahat bırakmanızı istiyorum. Aramızda istenmiyorsunuz. Bir araya geldiğimiz bu yerde hiçbir egemenliğiniz yok.
Bizim seçilmiş bir hükümetimiz yok, olsun da istemiyoruz, bu yüzden size özgürlüğün kendisinin her zaman konuştuğundan daha üstün bir otoriteyle sesleniyor değilim. Bize dayatmaya çalıştığınız zorbalıklardan doğal olarak bağımsız olmak üzere inşa ettiğimiz Küresel toplumsal gerçekliği ilân ediyorum. Bizi yönetmeye hiçbir ahlâkî hakkınız yok, ne de sahiden korkmamızı gerektirecek hiçbir yaptırım yöntemine sahipsiniz. 
Hükümetler adil güçlerini yönetilenlerin rızasından alırlar. Siz bizim rızamızı almış değilsiniz. Biz sizi davet etmedik. Siz ne bizi ne de dünyamızı bilmiyorsunuz. Sanal Gerçeklik sizin sınırlarınız içerisinde yer almıyor. Bunu tıpkı bir kamusal inşa projesi gibi inşa edebileceğinizi sanmayın. Yapamazsınız. Bu doğanın bir edimidir ve bizim ortak eylemlerimizle kendini geliştirip büyütür. 
Büyük ve bir araya getirici konuşmamızda iştigal etmiyorsunuz, piyasalarımızın zenginliğini yaratmış da değilsiniz. Kültürümüzü, etiğimizi ve toplumumuza dayatmalarınızın hiçbirinin sağlayamayacağı düzeni çoktan sağlamış olan yazılmamış kurallarımızı bilmiyorsunuz. 
Aramızda, sizin çözmeniz gereken sorunlar olduğunu iddia ediyorsunuz. Bu iddiayı bölgelerimizi işgal etmenin bir mazereti olarak kullanıyorsunuz. Bu sorunların bir çoğu mevcut değil. Gerçek ihtilaflar olduğunda, yanlışlıklar olduğunda onları teşhis ediyor ve onlarla kendi yöntemlerimizle ilgileniyoruz. Kendi Toplumsal Sözleşmemizi oluşturuyoruz. Bu yönetim bizim dünyamızın şartlarına göre oluşacak, sizinkine göre değil. Bizim dünyamız sizinkinden farklı. 
Sanal Gerçeklik alış-verişlerden, ilişkilerden ve düşüncenin kendisinden oluşuyor. Bunlar iletişimlerimizin ağında durağan bir dalga gibi dizilmiş duruyorlar. Bizimkisi him her yerde hem de hiçbir yerde olan bir dünya, ama bedenlerin yaşamadığı bir dünya bu. 
Herhangi bir ırk, ekonomik güç, askerî kuvvet veya doğum yeri ayrımı gözetilmeksizin, hiç kimseye yönelik herhangi bir ayrıcalık veya önyargı olmaksızın herkesin girebileceği bir dünya yaratıyoruz. 
Herhangi bir kimsenin, herhangi bir yerde susmaya veya uydumculuğa zorlanma korkusu olmaksızın, her ne kadar olağandışı olursa olsun, kendi inançlarını ifade edebileceği bir dünya yaratıyoruz. 
Sizin mülkiyet, ifade, kimlik, hareket ve bağlam gibi yasal kavramlarınız bize uymaz. Onlar maddeye dayanır. Burada ise madde yoktur. 
Bizim kimliklerimizin vücutları yoktur, böylece, sizin tersinize, fiziksel zorlamayla düzeni sağlayamayız. Biz yönetimimizin etikten, aydınlanmış öz-çıkardan ve kamu yararından doğacağına inanıyoruz.

Kimliklerimiz sizin yargı yetkileriniz altında bulunabilir. Bizi oluşturan kültürlerin genellikle tanıyacağı tek yasa Altın Kural’dır. Tikel çözümlerimizi bu temel üzerinde çözebileceğimizi umuyoruz. Ama sizin dayatmaya çalıştığınız çözümleri kabul edemeyiz. 
Birleşik Devletler’de, bugün yeni bir yasa ortaya çıkardınız, adı Telekomünikasyon Reform Yasası… Bu yasa kendi anayasanızı ayaklar altına alıyor ve Jefferson, Washington, Mill, Madison, DeToqueville ve Brandeis’in hayallerini tahkir ediyor. Onların bu hayalleri bizlerde yeniden doğmalı. 
Kendi çocuklarınızdan korkuyorsunuz, çünkü onlar sizin hep göçmenler olarak kalacağınız bir dünyanın yerlileri. Onlardan korktuğunuz için, kendinizle korkakça yüzleşmek durumunda kalacağınız ebeveyn sorumluluklarına sahip bürokrasilerinize itimat ediyorsunuz. Bizim dünyamızda insanlığın bütün duyarlılıkları ve söylemleri, en aşağılık olandan en meleksi olana kadar, ayrılmaz bir bütünün parçalarıdır, parçaların birbiriyle küresel söyleşisidir. Boğucu havayı, üzerinde kanat seslerinin duyulduğu havadan ayıramayız. 
Çin’de, Almanya’da, Fransa’da, Rusya’da, Singapur’da, İtalya’da ve Birleşik Devletler’de, siz, Sanal Gerçekliğin hudutlarına karakollar dikerek özgürlük virüsünden korunmaya çalışıyorsunuz. Bunlar hastalığın bulaşmasını kısa bir süreliğine önleyebilir, ama bunlar bit-temelli kitle iletişim araçlarıyla çok geçmeden örtülecek bir dünyada işe yaramaz hale geleceklerdir. 
Sizin gitgide köhneleşen enformasyon endüstrileriniz bütün bir dünyada konuşmaya sadece kendilerinin hakları olduğunu iddia eden yasalar önererek kendilerini idame ettirebilirler. Bu yasalar fikirlerin tıpkı pig demiri gibi herhangi bir endüstriyel ürün olduğunu beyan edeceklerdir. Bizim dünyamızda ise insan zihni her ne üretirse üretsin hiçbir ücret ödenmeksizin istendiği kadar yeniden üretilip dağıtılabilir. Düşüncenin küresel iletimi artık bunu başarmak için sizin fabrikalarınızı gerektirmiyor. 
Bu gitgide artan düşmanca ve sömürgeci tedbirler bizi mesafeli ve bihaber güçlerin otoritelerini reddeden önceki özgürlük ve self-determinasyon sevenlerin konumuna yerleştiriyor. Bizler, her ne kadar sizin bedenlerimiz üzerindeki hükümranlığınıza rıza göstersek bile, kendi sanal kişiliklerimizin sizlerin egemenliğinden muaf olduğunu beyan etmeliyiz. Bizler, hiç kimse düşüncelerimizin önünü kesemesin diye, kendilerimizi Gezegen’in dört bir yanına yayacağız
Bizler Sanal Gerçeklik’te Zihnin uygarlığını yaratacağız. Bu uygarlığın sizin hükümetlerinizin yarattığı dünyadan daha insancıl ve adil olmasını umuyoruz.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s