5651 Değişiklik Taslağı

İnternet yasaklarının atası konumundaki 5651 sayılı yasada değişiklik yapılması için internet kurulu bir taslak hazırlamış.  Bir çok uygulama gibi bu taslak hazırlanırken yine sivil toplum kuruluşlarından herhangi bir görüş alınmadı.  “Uyar Kaldır” dışında pek dişe dokunur bir değişiklikte yok gibi.

5651 SAYILI YASADA DEĞİŞİKLİK ÇALIŞMASI

(İnternet Kurulu)

GENEL GEREKÇE

Anayasanın ‘Ailenin korunması’ başlıklı 41 inci maddesi, ‘Gençliğin korunması’ başlıklı 58 inci maddesi amir hükümleri kapsamında aileyi, çocukları ve gençleri İnternet dahil elektronik iletişim araçlarının suiistimal edilmesi suretiyle uyuşturucu ve uyarıcı madde alışkanlığı, intihara yönlendirme, cinsel istismar, kumar ve benzeri kötü alışkanlıkları teşvik eden yayınların içeriklerinden korumak için gerekli önleyici tedbirlerin alınmasına matuf olarak elektronik ortamda çocuğa, gençliğe ve aileye yönelik ağır ve vahim nitelikteki saldırıların önlenmesini teminen 5651 sayılı ‘İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’ çıkarılmış ve Yasa 23/5/2007 tarihli Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

İnternet içerik düzenlemelerinin usul ve esaslarını oluşturan 5651 sayılı özel Kanun İnternet ortamında gerçekleşmekte olan belirli suçlarla mücadele kapsamında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu bünyesinde faaliyetlerini yürüten Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na önemli görev ve sorumluluklar yüklemiş ve bunların ifası sürecinde de aynı Kanunda tanımlanmış olan İnternet aktörlerine  önemli yasal yükümlülükler getirmiştir. Yasanın 2. maddesinde İnternet aktörleri ilk kez tanımlanmış, bu aktörlere ilişkin yükümlülükler ve müeyyideler Yasada açık şekilde düzenlenmiştir.

İnternetin dağıtık yapısının bu alana ilişkin düzenlemelerin oluşturulması sürecinde ülkemiz için ortaya çıkardığı sorunlar 5651 sayılı yasa ile aşılmaya çalışılmış ve AB ülkeleri için geçerli olmaya devam eden yasal düzenleme eksikliği bu yasa ile ülkemiz adına önemli ölçüde giderilmiş ve temel hak ve özgürlüklerin yasalarla düzenlenmesi, sınırlanması gereğine uygun gelişme ülkemiz adına sağlanmıştır.

Ancak tüm bu olumlu gelişmelerle birlikte İnternetin dağıtık ve dinamik yapısı yeni ihtiyaçları ortaya çıkarmıştır. Bu çerçevede, gerçekleşen değişiklikler ile yine AB düzenlemelerine paralel olarak; çocukların ve ailenin korunması amacını sadık kalınmış, İnternet ile ilgili düzenlemeler asgari düzeyde tutulmuş, kazuistik düzenleme yönteminden kaçınılmış, işbirliği mekanizmaları önemsenmiş ve 5651 sayılı yasanın ‘erişimin engellenmesi’ tedbirlerinin uygulanması sürecinde usul birliği oluşturma amacı pekiştirilmiştir.

Değişikliklerdeki en önemli iki husustan bir olan ‘Uyar-kaldır’ mekanizmasının işleyişine benzer hükümlere Avrupa Birliğinin 2000/31 sayılı e-ticaret Direktifi’nde yer verildiği gibi, bu hususlar 1998 tarihli Dijital Milenyum Telif Hakları kanunu’nda gerçekleşen düzenleme ile Amerika Birleşik Devletlerinde de uygulanabilir kılınmıştır.

Diğer önemli değişiklik ‘içeriğin yayından çıkarılması’ ibaresinin 2. Maddede tanımlanması olup yasanın değişik maddelerinde geçen ‘içeriğin yayından çıkarılması’ ibaresinin uygulamada ki bir kısım kararlar yönüyle içeriğin ‘dünyanın her yerinden ulaşılamaz kılınması’ şeklinde anlaşılmasının ortaya çıkardığı sorunlar 2. Maddede gerçekleşen yeni tanım ile aşılmaya çalışılmakta, ‘içeriğin yayından çıkarılması’ ve ‘uyar-kaldır’ kavramları ilk kez tanımlanmak suretiyle, kararların ‘ölçülülük ilkesi’ne uygun olarak alınması ve uygulanması teminat altına alınmaktadır. Bu iki kavram özellikle erişimin engellenmesi tedbirleri kapsamında gerçekleşebilecek diğer olası düzenlemeler bakımından referans olacaktır.

Ayrıca, ölçülülük ilkesi yasaya dercedilmekte, erişimin engellenmesi tedbirine yönelik uygulamaların 5651 sayılı özel yasada düzenlenmiş olan özel tedbir kapsamında gerçekleşeceği, 5651 sayılı Yasa dışındaki uygulamaların ise ancak 5651 sayılı Yasadaki usule yönelik olarak yasada gerçekleşmiş özel atıf çerçevesinde mümkün olabileceği düzenlenmekte ve bu tür kararların uygulanmasında da ölçülülük ilkesine uygunluk ve uyar-kaldır mekanizmasının kullanılması şart kılınmaktadır.

Yine, tedbir kararlarına yönelik olarak İnternet Kurulu’nun da yargıya başvuru hakkı öngörülmekte, kararda bulunması gereken hususlar olarak 30 Kasım 2007 tarihli Başbakanlık yönetmeliğinde yer verilen ve kararların ölçülülük ilkesine uygun olarak verilmesi ve uygulanması bakımından büyük önem arz eden hususlar yasaya dercedilmekte, bunlarla ilgili yasal düzeyde farkındalık oluşturulmakta, yer sağlayıcı trafik bilgisi yükümlülüğü düzenlenmekte, yeterli şüphe kuvvetli şüpheye dönüştürülmekte, elektronik posta adresini belirtme ‘Bilgilendirme yükümlülüğü’ne dahil edilmekte, yurt dışında faaliyet gösteren yer sağlayıcılar ile irtibat şekli belirlenmekte, ticarî amaçla olup olmadığına bakılmaksızın bütün toplu kullanım sağlayıcılar için erişimi engellenmiş adreslere yönelik tedbir alma yükümlülüğü getirilmektedir.

5651 sayılı Kanunun uygulanması sürecinde işlemlere hız ve kolaylık sağlanması, İnternet  içerik düzenlemelerine ilişkin  süreçlerin sağlıklı işletilmesi için Yasanın bazı maddelerinin, İnternetin dinamik ve dağıtık yapısı gereği yeniden ele alınarak düzenlenmesinde faydalı olacağı değerlendirilmekte bu kapsamda; Kanunun 2., 3., 5., 7., 8. 9. ve Ek 1. maddesinde değişiklikler öngörülmekte, para cezalarındaki ‘yeni’ ibaresinin kaldırılmasını düzenleyen 12. madde Yasaya eklenmektedir.

Madde değişikliklerine ve gerekçelerine ekte yer verilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

1-’İÇERİĞİN YAYINDAN ÇIKARILMASI’ ve ‘UYAR-KALDIR’

Yasanın 2. maddesine eklenen ‘n’ ve ‘o’ fıkraları ile,  5651 saylı Yasanın 8. Maddesinin dokuzuncu fıkrasında geçen ‘içeriğin yayından çıkarılması’ ibaresinin uygulamada ki bir kısım kararlar yönüyle içeriğin ‘bütün dünyadan ulaşılamaz kılınması’ şeklinde anlaşılması şeklinde ortya çıkardığı ciddi sorunlar aşılmaya çalışılmakta, bu itibarla,  yurt dışı kaynaklı İnternet adresleri bakımından ‘içeriğin yayından çıkarılması’ ibaresinin, içeriğe alternatif yollar haricinde yurt içinden erişimin engellenmesi şeklinde anlaşılmasını mümkün kılacak düzenleme gerçekleşmektedir.

Ayrıca, bu kavram, 5651 sayılı Yasanın birden çok maddesinde yer verilmesi ve uyar-kaldır yönteminin kullanılması çerçevesinde suça konu hususlar kapsamındaki engelleme tedbirleri öncesinde olduğu kadar farklı yasalardaki diğer hukuka aykırılık durumlarındaki uygulamalar açısından da ölçülülük ilkesinin işlevsel kılınabilmesi bakımından kilit bir usul kaidesi oluşturacağından, uyar-kaldır ve içeriğin yayından çıkarılması kavramlarına tanımlar kısmında yer verilmesi büyük önem arz etmektedir.

Tanımlar

MADDE 2-  n) İçeriğin yayından çıkarılması; uyar-kaldır yöntemi kullanılmak suretiyle yurt içerisinde bulunan içerik veya yer sağlayıcılar için içeriğin sunuculardan, barındırılan içerikten çıkarılmasını,  yurt dışındakiler için içerik veya yer sağlayıcının kendi sistemlerinde aldığı tedbirle içeriklere yurt içinden erişimin engellemesini,

“o) Uyar-Kaldır ; Yayın içeriğinin tamamının değil bir kısmının suç içerdiği veya hukuka aykırılığa konu olduğu  durumlarda işletilmesi zorunlu olan ve öncelikle içerik sağlayıcısına, makul sürede sonuç alınamaması halinde yer sağlayıcısına iletişim adresleri üzerinden gerçekleşecek İçeriğin yayından çıkarılması amaçlı bildirim yöntemini,” ifade eder.

2-E POSTA BİLDİRİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Yasanın 3. maddesinin birinci, ikinci fıkrasında gerçekleşen değişiklik ve 3. Maddeye üçüncü fıkra eklemesi ile; vatandaşların ve yetkili mercilerin kullanabilecekleri (yasal süreçleri ve hak ihlalleri çerçevesinde)  irtibat noktalarının oluşturulması bağlamında yasal düzeyde ve özellikle elektronik posta adresi özelinde bir farkındalık oluşturulmakta, İnternet aktörleri ile irtibat usulü belirlenmekte ve para cezasındaki ‘yeni’ ibaresi kaldırılmaktadır. Mevcut Yönetmelikte sadece ticari amaçlı içerik, yer ve erişim sağlayıcılar bu yükümlülük çerçevesinde müeeyideye tabi kılınmış olup ticari amaçlı olmayan aktörler duruma göre yine müeyyide dışında bırakılabilir.

Başkanlığın ve adli mercilerin özellikle yurt dışı kaynaklı İnternet adresleri kapsamında uyar-kaldır bildirimi süreçlerinde kullanabilecekleri iletişim adreslerinin belirlenebilmesi açısından yeni değişiklik büyük önem arz etmektedir.

Bilgilendirme yükümlülüğü

MADDE 3- (1) İçerik, yer ve erişim sağlayıcıları, yönetmelikle belirlenen esas ve usûller çerçevesinde tanıtıcı bilgilerini ve elektronik posta adreslerini kendilerine ait İnternet ortamında kullanıcıların ulaşabileceği şekilde ve güncel olarak bulundurmakla yükümlüdür.

(2) Yukarıdaki fıkrada belirtilen yükümlülüğü yerine getirmeyen içerik, yer veya erişim sağlayıcısına Başkanlık tarafından ikibin Yeni Türk Lirasından onbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

(3) Bu kanun kapsamındaki hizmetleri yurt içinden ya da yurt dışından yürütenlere gerçekleştirilecek bildirimler ilgililerin İnternet sayfalarında yer verilen iletişim araçları üzerinden yapılabileceği gibi alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklar üzerinden gerçekleştirilecek kimlik sorgulamasından elde edilen veya Başkanlığa yapılan bildirimlere dayalı iletişim bilgileri kapsamında, elektronik posta adresleri üzerinden de gerçekleştirilebilecektir. Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında yerleşik olmayan yer sağlayıcılara Başkanlık ve yargı mercileri tarafından bu kanun kapsamında yapılacak bildirimler vekilleri veya yasal temsilcileri aracığıyla yapılır. Bu maddenin uygulama usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir.

3-YER SAĞLAYICILARIN YASAL YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Yasanın 5. maddesinin ikinci fıkrasında gerçekleşen değişiklikle; Soruşturma mercilerince ihtiyaç duyulan bilgilerin sağlanması noktasında zaten yükümlülüğü bulunan yer sağlayıcıların bu sorumlulukları yer sağlayıcılara ilişkin madde metnine dahil edilmekte, ikinci fıkrada geçen ‘yayından kaldırmakla’ ibaresi ‘içeriğin yayından çıkarılması’ şeklindeki genel terminolojiye uygun hale dönüştürülmektedir.

Yer sağlayıcının yükümlülükleri

“MADDE 5 – (2) Yer  sağlayıcı,  yer  sağladığı  hukuka aykırı içerikten, ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler  saklı  kalmak  kaydıyla,  bu  Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak imkân bulunduğu ölçüde hukuka aykırı içeriği yayından çıkarmakla yükümlüdür.”

(3) Yer sağlayıcı, Yer sağladığı hizmetlere ilişkin, yönetmelikte belirtilen trafik bilgilerini altı aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla yükümlüdür.

(4) Yer sağlayıcı faaliyet belgesi almadan faaliyette bulunan ile bu maddedeki yükümlülüklerini yerine getirmeyen yer sağlayıcı hakkında Başkanlık tarafından ikibin Türk Lirasından elli bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

4-TOPLU KULLANIM SAĞLAYICILAR

Yasanın 7. maddesinin ikinci fıkrasında gerçekleşen değişiklik ve üçüncü fıkra ekleme ile; Erişim engelleme tedbirlerinin tüm yurt genelinde etkinliği sağlanmakta, oyunlara ilişkin yönetmelik düzenlemesi Yasaya dercedilmekte, usul belirlenmekte ve Ticari Amaçla Toplu Kullanım Sağlayıcılara Kanunun 7. maddesinin üçüncü fıkrası temelinde ve ancak yönetmelikte belirtilen şartlar çerçevesinde uygulanmaya çalışılan idari para cezası müeyyidesine ilişkin, farklı yargı kararlarının ortaya koyduğu çelişki,  sorunun yasal dayanağının netleştirilmesi suretiyle giderilmektedir.

Toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülükleri

“MADDE 7-(2) Ticarî amaçla olup olmadığına bakılmaksızın bütün toplu kullanım sağlayıcılar konusu suç oluşturan içeriklere ve erişimin engellenmesi tedbiri uygulanmış olan yayınlara erişimi önleyici tedbirleri almakla yükümlüdür. Bu yükümlüklere tabi olanların belirlenmesi ile yükümlülüğün yerine getirilme usul ve esasları Yönetmelikle düzenlenir.

(3) Yukarıdaki fıkralarda belirlenen yükümlülükler ile ailenin ve çocukların korunması, suçun önlenmesi ve suçluların tespiti için yönetmeliklerdeki yükümlülüklere aykırı hareket eden toplu kullanım sağlayıcıya mahalli mülki amir tarafından bin Türk Lirasından onbeşbin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir.”

5-KARARDA BULUNACAKLAR

Yasanın 8. maddesinin birinci fıkrası değişikliğiyle; erişimin engellenmesi tedbirlerinin sağlıklı uygulanması için kararlarda bulunması gereken hususlar olarak 30 Kasım 2007 tarihli Başbakanlık Yönetmeliğinin 15. maddesinde yer verilen ve teknik detayları içeren usul ve esaslar Yasanın 8. Maddesine eklenmektedir.

Erişimin engellenmesi kararı ve yerine getirilmesi

MADDE 8- (1) İnternet ortamında yapılan ve içeriği aşağıdaki suçları oluşturduğu hususunda kuvvetli şüphe sebebi bulunan yayınlarla ilgili olarak erişimin engellenmesine karar verilir. Erişimin engellenmesi kararında; yüklenen suçun türü, suça ilişkin bilgilerin bulunduğu İnternet adresi (URL) ve hakkında tedbir uygulanacak İnternet yayınına erişiminin engellenmesi yöntemi belirtilir.

6- İNTERNET KURULU’NUN İTİRAZ YETKİSİ ve ATIF ve ÖLÇÜLÜLÜK İLKESİ

Yasanın 8. maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarında gerçekleşen değişiklikle ; koruma tedbiri ve idari tedbir olarak verilen engelleme tedbiri kararlarından önce uyar-kaldır mekanizmasının kullanılması şartı öngörülmekte, her iki durumda  (uyar-kaldır ve ölçülülük ilkesi) fıkra bazında ayrı ayrı vurgulanmak suretiyle 5651 sayılı Yasa kapsamındaki İnternet içerik düzenlemeleri ve bunlara ilişkin uygulamaların demokratik teamüllere uygun yürütülmesi sürecinde hayati önemi haiz iki temel konuya Başkanlığın ve yargının yetkisine yer verilen fıkralar bazında özel olarak dikkat çekilmektedir.

Ayrıca yurt dışı kaynaklı İnternet adreslerinde sadece başkanlığın yetkili olduğu şeklinde uygulamada karşılaşılan tereddütlerin giderilmesine matuf olarak dördüncü fıkrada geçen ‘Başkanlık tarafından’  ibaresinden sonra gelmek üzere ‘da’ ibaresi eklenmektedir.

Yine İnternette her an ulaşılabilir olan ve suç potansiyeli içeren milyonlarca içeriğin, idari incelemesi sürecinde ele alınması şeklini belirleyecek önemli bir üst kriter başlığı belirlenmekte ve bu ‘mücadelenin etkinliği’ şeklinde ifade olunmaktadır.

Erişimin engellenmesi kararı ve yerine getirilmesi

MADDE 8- (2) Erişimin engellenmesi kararı, uyar-kaldır yönteminin öncelikle kullanılacağı haller dikkate alınmak suretiyle ve ölçülülük ilkesine uygun olarak soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından verilir. Soruşturma evresinde, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından da erişimin engellenmesine karar verilebilir. Bu durumda Cumhuriyet savcısı kararını yirmidört saat içinde hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmidört saat içinde verir. Bu süre içinde kararın onaylanmaması halinde tedbir, Cumhuriyet savcısı tarafından derhal kaldırılır. Koruma tedbiri olarak verilen erişimin engellenmesine ilişkin karara 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre İnternet Kurulu da itiraz edilebilir.

(4) İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları oluşturan yayınların içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde veya içerik veya yer sağlayıcısı yurt içinde bulunsa bile, içeriği birinci fıkranın (a) bendinin (2) ve (5) numaralı alt bentlerinde yazılı suçları oluşturan yayınlara ilişkin olarak erişimin engellenmesi kararı uyar-kaldır yönteminin öncelikle kullanılacağı haller dikkate alınarak ve ölçülülük ilkesine uygun olarak, mücadelenin etkinliği de gözetilmek suretiyle re’sen Başkanlık tarafından da verilir. Başkanlığın bu kararlarına karşı İnternet Kurulu da  idari başvuru yollarını kullanabileceği gibi bu işlemlere karşı dava açabilecektir.

7-HAPİS CEZASININ KALDIRILMASI

Yasanın 8. maddesinin 10. fıkrasındaki değişiklikle; koruma tedbiri olarak verilen erişimin engellenmesi kararının gereğini yerine getirmeyen yer veya erişim sağlayıcılarının sorumluları için 8. maddenin 10. fıkrasında öngörülmüş olan hapis cezası müeyyidesi; yer sağlayıcılık faaliyetlerinin çok büyük oranda yurt dışından gerçekleşmekte olduğu ve bunun giderek arttığı gerçeği dikkate alınmak suretiyle yeniden düzenlenmekte, engelleme kararlarının halihazırda teknik olarak erişim sağlayıcılar üzerinden uygulanmakta olmasına da bağlı olarak bu değişikliğin yerinde olacağı değerlendirilmektedir.

Erişimin engellenmesi kararı ve yerine getirilmesi

MADDE 8-(10) Koruma tedbiri olarak verilen erişimin engellenmesi kararının gereğini yerine getirmeyen yer veya erişim sağlayıcılarının sorumluları, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

8- TEK ELDEN YÜRÜTME

Yasanın 8. Maddesine ondördüncü fıkra eklemesi ile ; Başkanlığın 5651 sayılı Yasa kapsamındaki görev ve sorumlulukları 5651 sayılı Yasanın mevcut haline uygun, paralel şekilde düzenlenmekte, Katalog suç düzenlemeleri kapsamındaki kararların muhakkak Başkanlığa gönderileceği yönündeki mevzuat düzenlemeleri pekiştirilmektedir.

5651 sayılı Yasa dışında ve diğer kanunlarda 8. maddeye yapılan özel atıflar dışında alınmış engelleme kararlarının uygulanması sürecinde Başkanlığın görev ve sorumlulukları tereddüte yer vermeyecek şekilde ve Yasanın gerekçesinde özellikle vurgulanmış olan katalog suç sınırlamasının mantığına uygun olarak netleştirilmekte, böylece Anayasanın temel hak ve hürriyetlerin yasa ile sınırlanması gereğine uygun ölçüt, ‘özel atıf’ metodu ile yasamanın iradesi korunmak ve yine o irade çerçevesinde gerçekleştirilecek değişiklik esas alınmak suretiyle gerçekleşmiş olmaktadır.

Ayrıca bu tür kararlar bakımından da ölçülülük ilkesine uygunluk ve uyar-kaldır yönteminin muhakkak kullanılması şart kılınmaktadır.

Erişimin engellenmesi kararı ve yerine getirilmesi

Madde 8-(14) Erişimin engellenmesi kararı, ancak birinci fıkrada sayılan suçlar ve diğer kanunlarda açıkça belirtilen fiiller kapsamında, uyar-kaldır  yönteminin öncelikle kullanılacağı haller dikkate alınarak  ve ölçülülük ilkesine uygun olarak verilebilir. Bunların dışında diğer suçlarla ve haksız fiillerle ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı verilemez. Bu hükümler çerçevesinde verilmiş ve itiraz üzerine kesinleşmiş olan erişimin engellenmesi kararları Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından gereği için erişim sağlayıcılara bildirilir.

9. İÇERİĞİN YAYINDAN ÇIKARILMASI

5651 sayılı Yasanın 9. Maddesinde gerçekleşen değişiklikle; cevap ve düzeltme hakkı ile ilgili olarak 5651 sayılı Yasanın gerekçesinde belirtilen ‘kişisel hak’ kavramı ile 9.madde metninde yer verilen ‘hakkı ihlal edilen kişiler’ kavramları arasındaki farklılık giderilmekte, 9. Madde düzenlemesi tüm hak ihlallerini kapsayan ve ancak yalnızca ‘içeriğin yayından çıkarılması’ ile sınırlı prosedürü, yine diğer yasal düzenlemelere atıf çerçevesinde sınırlı olarak düzenleyen bir metne dönüştürülmektedir.

Cevap ve düzeltme hakkının basın yasası ve diğer yasal düzenlemeler çerçevesinde İnternet’ten kaynaklanan biçimsel ve içeriksel farklılıklar korunmak suretiyle mevcut düzenlemeler kapsamında ve yine bu düzenlemelerde değişiklikler ile yürütülmesi öngörülmektedir.

İçeriğin yayından çıkarılması

MADDE 9- (1) 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Medeni Kanun’un 24. maddesi kapsamında korunan haklar da dahil, fakat bunlarla sınırlı olmamak üzere içerik nedeniyle hakları ihlâl edildiğini iddia eden kişi, uyar-kaldır yönteminin işletilmesi çerçevesinde içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak kendisine ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebilir. İçerik veya yer sağlayıcı kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki gün içinde, talebi yerine getirir.  Bu süre zarfında talep yerine getirilmediği takdirde reddedilmiş sayılır.

(2) Talebin reddedilmiş sayılması halinde, hakkın ihlalini düzenleyen ilgili yasalarda öngörülen yetkili mercilere belirtilen süreler içerisinde başvurularak içeriğin yayından çıkarılması istenebilir. 8. Maddenin ondördüncü fıkrasında belirtilen durumlar dışında bu tür ihlaller ile ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı verilemez ve gereği için erişim sağlayıcılara bildirilmez.

10. PARA CEZALARINDAKİ ‘YENİ’ İBARESİNİN ÇIKARILMASI

5651 sayılı Yasaya 12. Madde eklemesi ile;  Para cezası düzenlemelerinde artık hükmü kalmayan ‘Yeni’ ibareleri madde metinlerinden çıkarılmaktadır.

MADDE 12- (1) 5651 sayılı Yasada geçen ‘Yeni Türk Lirası’ ibaresindeki ‘yeni’ kelimesi çıkarılmıştır.

11. SOSYOLOG, PSİKOLOG VE ÇOCUK GELİŞİMİ KADRO İHTİYACI

Yasanın Ek 1. Maddesinde gerçekleşen değişiklikle; Çocukların ve ailenin korunması temelinde gerçekleşen İnternet içerik düzenlemeleri ve uygulamalarının sağlıklı işletilebilmesi amacına yönelik olarak bu süreçlerde psikoloji, çocuk gelişimi ve sosyoloji mezunu personelin de görev alması amaçlanmakta, gelişmiş ülke uygulamalarına paralel bir yaklaşım ortaya konulmaktadır.

EK MADDE 1-(1) Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına verilen görevlerin gerektirdiği asli ve sürekli görev ve hizmetler, iletişim başuzmanı, iletişim uzmanı, teknik uzman ve idarî uzman ile iletişim, teknik ve idarî uzman yardımcılarından oluşan meslek personeli ve diğer personel eliyle yürütülür. Başkanlıkta; başkan, daire başkanı, müşavir ve meslek personeli kadrolarında çalışanların; mühendislik alanında elektronik, elektrik-elektronik, elektronik ve haberleşme, endüstri, fizik, matematik, bilgisayar, telekomünikasyon ve işletme mühendisliği fakültelerinden veya bölümlerinden, sosyal bilimler alanında siyasal bilgiler (bilimler), iktisadi ve idarî bilimler, iktisat, hukuk, işletme, iletişim, psikoloji, çocuk gelişimi ve sosyoloji  fakülteleri veya bölümlerinden veya bu fakülte ve bölümlere denkliği yetkili makamlarca kabul edilmiş yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarından mezun olmaları ya da belirtilen bölümlerden mezun olmamakla birlikte sayılan fakülte ve bölümlerde yüksek lisans veya doktora yapmış olmaları, uzman unvanlı kadrolarda çalışanların en az dört yıllık fakültelerden mezun, diğer personelin ise en az lise ve dengi okul mezunu olmaları gerekir. Daire başkanı kadrolarına Güvenlik Bilimleri Fakültesinden mezun olanlar da atanabilir. Başkanlık personelinden; daire başkanları Telekomünikasyon İletişim Başkanının teklifi ve Kurul Başkanının uygun görüşü üzerine Kurul, diğer personel Telekomünikasyon İletişim Başkanının önerisi üzerine Kurul Başkanı tarafından atanır.

Reklamlar

22 Ağustos Efsaneler Gerçekler

15 Ağustos yürüyüşü sonrası gerek özelden gerek Genç Siviller sayfalarından 22 Ağustos ve internet yürüyüşü ile ilgili bir çok soru geldi. Bunları gruplayarak cevaplamaya çalıştım.

Güvenli İnternet Hizmetini almak zorunlu değildir.
Tepkiler üzerine BTK internet sitesi üzerinden yaptığı açıklamada; Güvenli İnternet hizmetinin zorunlu olmadığını, kullanıcıların tam bir özgürlük alanına sahip olduğu belirtilmiştir.
Oysaki 2011/DK-10/91 sayılı kurul kararına baktığımızda 22 Ağustos’dan sonra ISP’lerin verecekleri internet hizmetinin dört ayrı paket halinde sunulması öngörülmektedir. Kullanıcıların bu dört paketten birini seçerek hizmet alımına devam edebilecekler.

Standart Pakette hiç bir şey değişmeyecek
Öncelikle karar ISS(Internet Servis Sağlayıcısı)’leri filtre aşma yöntemlerini engellemeye zorluyor. 11. madde bunun için cezai yaptırım öngörüyor. Bu kullanıcının opendns vb. yöntemleri kullanmasını engelliyor.
5651’den veya farklı kanunlardan dolayı kapalı olan sitelerin standart paketteki durumu da net değil. Standart paketin 11. madde dışında olduğunu yorumlamakta bu hali ile çok zor.

Burada sansür yok burada seçenek var, isteyen istediği paketi alıp kullanıyor.
Sansürün fiziksel altyapısını hazırlıyor. Böyle bir fiziksel altyapının oluşturulması tek merkezden tüm internernetin kontrolü anlamına geliyor ki, bu da kabul edilebilir bir şey değil. Yeri gelmişken bir filtre sistemine karşı değiliz, filtrenin şuan tanımlandığı şekilde tüm internet çıkışına eklenmesine karşıyız. Kullanıcı kontrolünde kullanıcı ile ISS arasına koyulacak bir filtre her açıdan çok daha sağlıklı olacaktır. Sansür demişken şu yazıyı okumakta fayda var.

Avrupa Konseyi’nin filtreleme ile ilgili tavsiye kararı var.
Evet, Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin böyle bir tavsiye kararı var. Ancak bu karar filtreleme yazılımlarının kişisel bilgisayarlarda kullanılması ile ilgili. Yani Kullanıcı ile ISS arasında kullanıcı kontrolünde bir sistem. Direkt ISS çıkışına kurulacak bir sistemden bahsedilmiyor. Ayrıca AGİT böyle bir filtrelemeyi desteklemediği gibi Türkiye’yi bu girişimlerinden dolayı eleştiriyor. (bkz: http://www.osce.org/fom/77587)

Tartışmaların zamanlaması düşündürücü
En sevdiğim argüman bu. Şu ülkede tek bir konu yok ki, gündeme geldikten sonra zamanlama üzerinden saldırıya geçilmesin. 5651 yeni gündeme gelen bir şey değil, Gerek biz gerek içinde yer aldığımız oluşum bu mücadeleyi yıllardır sürdürüyor.
Bugün 22 Ağustos sebebi ile bu konunun tekrar alevlenmesi gayet doğal. Yeni anayasa dahil bir çok konu seçimler öncesi tartışılıyor, insanların özgür iradelerini seçimlerde ortaya koymaları için bu tartışmaların seçim öncesi yapılması kadar normal bir durum yok.

Burada bazı yazılım şrketlerinin rantı söz konusu
Bu iddia geçtiğimiz hafta bir iki gazete de kendine yer buldu. Nasıl uydurulduğunu gerçekten merak ediyorum. Bu mantıkla hareket edeceksek devlet vatandaşlarını korumak için antivirüs yazılımı da üretsin, işletim sistemi de hazırlayıp bizi Microsoft’dan kurtarsın. Bahsedilen yazılımların piyasada ücretlileri de, ücretsizleri de mevcut talep eden, hemen ulaşıp kullanabilir. (İsteyene gönderebilirim bu arada). Yine farklı Servis sağlayıcıların bu konuda hizmetleride mevcut. bi ara TTNET’de ücretsizdi, yoğun bir reklam kampanyası yaptı onunla ilgili ne kadar geri dönüş oldu bilemiyorum. Ayrıca devlet yine de istiyorsa bu konuda kendisi bir yazılım üretsin bunu talep eden vatandaşlara ücretsiz dağıtsın.

”porno” sitelerinin yasaklanmasına mı karşızınız?
İnternet yasaklarını sadece “porno”ya indirgemek çok yanlış bir yaklaşım. Bugün türkiye’de BTK’nın son rakamlarına göre 12.000 site engellenmiş durumda, bunların yarısı bile “porno” ile ilgili değil.

Devlet çocukları korumasın mı?
Çocukları devletin değil, ailelerin korumasını gerekir. Ülke tarihimize baktığımızda başımıza gelen her melanetin arkasında devletin birilerini birşeylerden koruma refleksi var. Peki bunu becerebiliyor mu? hayır! devletin bu konuda bir işlevi olacaksa aileleri bu konuda bilinçlendirmek olmalıdır.

Sorularınız için;
http://www.formspring.me/ahmeturhan

Sosyal Medya Devrimi

Obama Türkiye saati ile 06:00 sularında Usame bin Laden’in öldürüldüğünü açıklamadan saatler önce, Pakistan’ın İslamabad şehrinde yaşayan Sohaib Athar’ın twitter hesabını (@realy virtual) takip edenler operasyonu neredeyse canlı olarak izledi. Bu, kesinlikle hiç bir medya gücünün yakalayamayacağı büyük bir başarı.  Kuzey Afrika ve Ortadoğu’ya yayılan devrimler, internet üzerinden örgütlenen kitleler, küçük bir cep telefonu kamerasından dünyaya yayılan gerçekler… Son zamanlarda üzerinde sıkça konuştuğumuz sosyal medyanın etkilerini artık her mecrada görmekteyiz.

Geçtiğimiz hafta, tam da bu konular üzerine İspanyol Dışişleri Bakanlığı’na bağlı CasaMediteraneo’nun düzenlediği MediEnconter toplantısı için İspanya’daydım. Akdeniz ülkelerinden dijital aktivistlerin katıldığı toplantıya Türkiye adına katılma şansı yakaladım.

Ağ toplumu ve siberaktivizmin ünlü teorisyeni John Perry Barlow ve uzun yıllar Le Monde Diplomatique’in editörlüğünü yapan, internet ve bilgi toplumu üzerine çalışmaları olan Ignacio Ramonet’in de katıldığı iki günlük toplantı dizisinde Ortadoğu’daki devrimlere internetin etkisinden Wikileaks’e, devletlerin interneti denetim altına alma çabalarından bugün Türkiye’de örneklerini gördüğümüz internet yasaklarına kadar bir çok konu masaya yatırıldı.

Sosyal medya ve devrimler konusunda katılımcıların çoğunun altını çizdiği nokta; devrimlerin sosyal medya ile yapıldığı yanılgısı idi.  Arap dünyasında  yaşanan bu değişimlerde internet’in ve sosyal paylaşım ağlarının yeri kuşkusuz çok önemli, ancak bu değişimlerin öznesi bizzat onu gerçekleştiren halk kitleleri; çoğunluğunun geçmişten aldığı yüklü bir miras var. Uğruna bedeller ödenen bir demokrasi mücadelesini sadece sosyal medyaya indirgemek kuşkusuz rahatsızlık yaratıyor.

Twitter’ın kurucusu Jack Dorsey  kendisi ile yapılan bir  röportajda, “Devrimleri siz mi yapıyorsunuz?” sorusuna – Banu Avar’ın gerçek zannederek kullanabileceği- şu mizahi cevabı vermişti: “Kuşkusuz.Masamda bir düğme var,  ona basıyorum ve haritada işaretlediğim yerde devrim oluyor.” Devrimleri Twitter’a onu da ABD’ye bağlayınca çok kafa patlatmaya gerek yok.  Bizde solcusunda da, milliyetçisinde de, ulusalcısında da, islamcısında da olan bu hastalığı düşününce Mısırlı aktivist Basel Ramsis’e sorulan “Tamam bunlar iyi de, tüm bunları CIA yaptırmıyor mu?” sorusu pek garip gelmiyor kulağa.

Sosyal medya bu mücadelede sadece bir araç  Ancak birbirini tanımayan milyonlarca insanın özgür şekilde bağlantı kurabilmesini, örgütlenebilmesini sağlıyor. Öyle bir araç ki; Suriye’de ara sokakta dövülerek öldürülen bir adamın görüntüleri küçük bir cep kamerası ile tüm dünyaya dağılıyor. “Z” kod adı ile karikatürler üreten genç internet üzerinden rejim muhalifi çizgilerini milyonlara ulaştırabiliyor.  Fas’ta Twitter üzerinden örgütlenen gençler, anlık Flashmob  eylemler yapıyorlar.  Mısır’da milyonlar Facebook üzerinden örgütlenip sokağa dökülüyor, Mübarek  hükümeti tüm ülkenin internet ve cep telefonu hizmetini kesmesine rağmen uydu internet ile mahallelerden yayın yapılıyor.

Tıpkı John Perry Barlow’un 15 yıl önce yayımladığı “Sanal Gerçekliğin Bağımsızlık Bildirgesi”nde öngördüğü gibi…

Endüstriyel Dünyanın Hükümetleri, siz, et ve çeliğin bezgin devleri! Ben, Sanal Gerçeklik’ten geliyorum, Zihnin yeni yuvasından. Gelecek adına bizleri rahat bırakmanızı istiyorum. Aramızda istenmiyorsunuz. Bir araya geldiğimiz bu yerde hiçbir egemenliğiniz yok.
Bizim seçilmiş bir hükümetimiz yok, olsun da istemiyoruz, bu yüzden size özgürlüğün kendisinin her zaman konuştuğundan daha üstün bir otoriteyle sesleniyor değilim. Bize dayatmaya çalıştığınız zorbalıklardan doğal olarak bağımsız olmak üzere inşa ettiğimiz Küresel toplumsal gerçekliği ilân ediyorum. Bizi yönetmeye hiçbir ahlâkî hakkınız yok, ne de sahiden korkmamızı gerektirecek hiçbir yaptırım yöntemine sahipsiniz. 
Hükümetler adil güçlerini yönetilenlerin rızasından alırlar. Siz bizim rızamızı almış değilsiniz. Biz sizi davet etmedik. Siz ne bizi ne de dünyamızı bilmiyorsunuz. Sanal Gerçeklik sizin sınırlarınız içerisinde yer almıyor. Bunu tıpkı bir kamusal inşa projesi gibi inşa edebileceğinizi sanmayın. Yapamazsınız. Bu doğanın bir edimidir ve bizim ortak eylemlerimizle kendini geliştirip büyütür. 
Büyük ve bir araya getirici konuşmamızda iştigal etmiyorsunuz, piyasalarımızın zenginliğini yaratmış da değilsiniz. Kültürümüzü, etiğimizi ve toplumumuza dayatmalarınızın hiçbirinin sağlayamayacağı düzeni çoktan sağlamış olan yazılmamış kurallarımızı bilmiyorsunuz. 
Aramızda, sizin çözmeniz gereken sorunlar olduğunu iddia ediyorsunuz. Bu iddiayı bölgelerimizi işgal etmenin bir mazereti olarak kullanıyorsunuz. Bu sorunların bir çoğu mevcut değil. Gerçek ihtilaflar olduğunda, yanlışlıklar olduğunda onları teşhis ediyor ve onlarla kendi yöntemlerimizle ilgileniyoruz. Kendi Toplumsal Sözleşmemizi oluşturuyoruz. Bu yönetim bizim dünyamızın şartlarına göre oluşacak, sizinkine göre değil. Bizim dünyamız sizinkinden farklı. 
Sanal Gerçeklik alış-verişlerden, ilişkilerden ve düşüncenin kendisinden oluşuyor. Bunlar iletişimlerimizin ağında durağan bir dalga gibi dizilmiş duruyorlar. Bizimkisi him her yerde hem de hiçbir yerde olan bir dünya, ama bedenlerin yaşamadığı bir dünya bu. 
Herhangi bir ırk, ekonomik güç, askerî kuvvet veya doğum yeri ayrımı gözetilmeksizin, hiç kimseye yönelik herhangi bir ayrıcalık veya önyargı olmaksızın herkesin girebileceği bir dünya yaratıyoruz. 
Herhangi bir kimsenin, herhangi bir yerde susmaya veya uydumculuğa zorlanma korkusu olmaksızın, her ne kadar olağandışı olursa olsun, kendi inançlarını ifade edebileceği bir dünya yaratıyoruz. 
Sizin mülkiyet, ifade, kimlik, hareket ve bağlam gibi yasal kavramlarınız bize uymaz. Onlar maddeye dayanır. Burada ise madde yoktur. 
Bizim kimliklerimizin vücutları yoktur, böylece, sizin tersinize, fiziksel zorlamayla düzeni sağlayamayız. Biz yönetimimizin etikten, aydınlanmış öz-çıkardan ve kamu yararından doğacağına inanıyoruz.

Kimliklerimiz sizin yargı yetkileriniz altında bulunabilir. Bizi oluşturan kültürlerin genellikle tanıyacağı tek yasa Altın Kural’dır. Tikel çözümlerimizi bu temel üzerinde çözebileceğimizi umuyoruz. Ama sizin dayatmaya çalıştığınız çözümleri kabul edemeyiz. 
Birleşik Devletler’de, bugün yeni bir yasa ortaya çıkardınız, adı Telekomünikasyon Reform Yasası… Bu yasa kendi anayasanızı ayaklar altına alıyor ve Jefferson, Washington, Mill, Madison, DeToqueville ve Brandeis’in hayallerini tahkir ediyor. Onların bu hayalleri bizlerde yeniden doğmalı. 
Kendi çocuklarınızdan korkuyorsunuz, çünkü onlar sizin hep göçmenler olarak kalacağınız bir dünyanın yerlileri. Onlardan korktuğunuz için, kendinizle korkakça yüzleşmek durumunda kalacağınız ebeveyn sorumluluklarına sahip bürokrasilerinize itimat ediyorsunuz. Bizim dünyamızda insanlığın bütün duyarlılıkları ve söylemleri, en aşağılık olandan en meleksi olana kadar, ayrılmaz bir bütünün parçalarıdır, parçaların birbiriyle küresel söyleşisidir. Boğucu havayı, üzerinde kanat seslerinin duyulduğu havadan ayıramayız. 
Çin’de, Almanya’da, Fransa’da, Rusya’da, Singapur’da, İtalya’da ve Birleşik Devletler’de, siz, Sanal Gerçekliğin hudutlarına karakollar dikerek özgürlük virüsünden korunmaya çalışıyorsunuz. Bunlar hastalığın bulaşmasını kısa bir süreliğine önleyebilir, ama bunlar bit-temelli kitle iletişim araçlarıyla çok geçmeden örtülecek bir dünyada işe yaramaz hale geleceklerdir. 
Sizin gitgide köhneleşen enformasyon endüstrileriniz bütün bir dünyada konuşmaya sadece kendilerinin hakları olduğunu iddia eden yasalar önererek kendilerini idame ettirebilirler. Bu yasalar fikirlerin tıpkı pig demiri gibi herhangi bir endüstriyel ürün olduğunu beyan edeceklerdir. Bizim dünyamızda ise insan zihni her ne üretirse üretsin hiçbir ücret ödenmeksizin istendiği kadar yeniden üretilip dağıtılabilir. Düşüncenin küresel iletimi artık bunu başarmak için sizin fabrikalarınızı gerektirmiyor. 
Bu gitgide artan düşmanca ve sömürgeci tedbirler bizi mesafeli ve bihaber güçlerin otoritelerini reddeden önceki özgürlük ve self-determinasyon sevenlerin konumuna yerleştiriyor. Bizler, her ne kadar sizin bedenlerimiz üzerindeki hükümranlığınıza rıza göstersek bile, kendi sanal kişiliklerimizin sizlerin egemenliğinden muaf olduğunu beyan etmeliyiz. Bizler, hiç kimse düşüncelerimizin önünü kesemesin diye, kendilerimizi Gezegen’in dört bir yanına yayacağız
Bizler Sanal Gerçeklik’te Zihnin uygarlığını yaratacağız. Bu uygarlığın sizin hükümetlerinizin yarattığı dünyadan daha insancıl ve adil olmasını umuyoruz.

Il Fatto Quotidiano

Dün Italyan Il Fatto Quotidiano’ya verdiğim mülakat haberleştirilmiş.

http://www.ilfattoquotidiano.it/2011/05/09/turchia-il-governo-censura-la-rete-bandite-centotrentotto-parole/109967/

Turchia, il governo censura la Rete 
Bandite centotrentotto parole

Da gay a masturbazione, da donna a studente, il Direttorato per le Telecomunicazioni inviato una circolare agli internet provider, intimando loro di chiudere tutti i siti che contengono nell’indirizzo web un vocabolo della lista vietata e di impedirne l’apertura di nuovi che violino la direttiva ufficiale

Masturbazione, donna, gay, studente. Sono solo alcune delle 138 parole che il Direttorato per le Telecomunicazioni turco (TIB) ha deciso di bandire dai domini internet per preservare la moralità del popolo, anche online. La settimana scorsa, infatti, le autorità hanno inviato una circolare agli internet provider, intimando loro di chiudere tutti i siti che contengono nell’indirizzo web un vocabolo della lista vietata e di impedirne l’apertura di nuovi che violino la direttiva ufficiale.

Il TIB “non ha né il potere né le facoltà per chiudere i siti”, come ha osservato Mustafa Akgül, presidente dell’associazione internet INETD ma nonostante questo ha minacciato sanzioni pecuniarie nei confronti di chi non è intenzionato a rispettare la nuova linea guida. Un tentativo di intimidazione che, a fronte delle proteste dalla rete, si è trasformato in una semplice “circolare”. Che, però, non è stata ritirata. Il rapporto del governo turco con la Rete si è inasprito dal 2005, anno in cui è stata creata l’Authority per l’informazione e la comunità tecnologica (Btk) che ha ostacolato la libera circolazione dei contenuti. E oggi, ha detto il presidente dell’Ordine dei giornalisti turchi Hurriyet Orhan Erinc, “le autorità stanno vedendo come possono limitare la libertà su internet, anziché promuoverla”. Con il pretesto di preservare la moralità e l’orgoglio nazionale infatti, in Turchia a maggio 2007 erano stati bloccati e censurati oltre 16mila url che rimandavano a siti gay, pornografici o che violavano il copyright e YouTube era stato bloccato per tre anni perché conteneva video critici contro il padre della patria, Mustafa Kemal Ataturk.

A giugno dell’anno scorso, poi, dopo il blocco di facebook in Bangladesh e Pakistan, Istanbul aveva deciso di bloccare alcuni servizi di Google tra cui Analytics, Mail e Documenti per puntare nuovamente a oscurare YouTube. Colpi di spugna che l’estate scorsa hanno riversato di 7000 manifestanti nelle strade della capitale. “Anche oggi, a seguito della ‘circolare’ con le 138 parole intendiamo scendere di nuovo in piazza”, spiega Ahmet Turan Han, blogger e attivista dell’organizzazione giovanile Young Civilians,“e anche se il TIB prevede una pena pecuniaria, non ha alcun diritto di imporsi sugli internet provider”. L’intenzione della circolare sulle ‘parole amorali’ esprime la volontà di spingere gli internauti all’autocensura ed è il primo passo verso l’attuazione di provvedimenti più restrittivi. “Il giorno cruciale sarà il 22 agosto”, prosegue Ahmet, “quando entreranno in vigore i filtri per le famiglie voluti dal Btk che imporranno ulteriori limiti alla navigazione in rete”.

Gli utenti dovranno scegliere uno dei quattro filtri da applicare alla propria connessione (bambini, famiglia, nazionale, standard) e per ognuno di essi verrà fissata una lista di accessibilità. E anche se ognuno potrà decidere in autonomia quale modello applicare, l’incognita rimane: “Non sappiamo quali sanzioni possano imporre in futuro e se puntino davvero al giro di vite sulla libera circolazione dei contenuti. Ogni segnale però punta in quella direzione”, conclude Ahmet che insieme agli attivisti di engelliweb e millimotor sta organizzando la protesta dei prossimi giorni. Il blogger, per contestare il provvedimento del Tip, ha realizzato una pagina che contiene ben sette parole probite nell’url e l’unico link che compare rimanda al sito dell’autorità per le telecomunicazioni. Per ora non è ancora stata oscurata.

Haydar’ın Hayvan Ansiklopedisi El-Mundo’da

İspanyol El Mundo ile Türkiye’deki internet yasakları ile ilgili küçük bir görüşme yapmıştık bugün yayımlanmış. Ancak El-Mundo Türkiye’de yasaklı olduğu için haere ulaşmak bi hayli zahmetli

http://www.elmundo.es/elmundo/2011/05/06/navegante/1304669248.html

Turquía intenta prohibir 138 palabras para registrar dominios en Internet

Manifestación contra la censura en Internet en julio 2010 | Ilya U. TopperManifestación contra la censura en Internet en julio 2010 | Ilya U. Topper

Ilya U. Topper | Estambul

Actualizado lunes 09/05/2011 12:05 horas

Animal, girl, gay, partner, free… y los equivalentes turcos de rubia, falda, confesión, gordo, desnudo, apasionada, adulto, estudiante... ¿qué tienen todas estas palabras en común? Han sido prohibidas por la Autoridad de Telecomunicaciones Turca (TIB) y ya no se podrán utilizar para registrar un dominio en Internet.

El correo electrónico que los proveedores de internet turcos recibieron la semana pasada llevaba un remitente oficial aunque al principio muchos creían que era un ‘hoax’, una broma de escaso gusto. Nada más lejos de la realidad, el correo era oficial, y exigía desterrar 138 palabras de las URL registradas en Turquía. No se podrán solicitar dominios que los contengan y los ya existentes deben darse de baja. Al menos esa es la intención de la TIB.

Otra imagen de la manifestación | Ilya U. Topper

“No tienen autoridad para prohibir estos dominios”, asegura Mustafa Akgül, presidente de la asociación de internet INETD. “Han lanzado esta advertencia para asustar y para que la gente empiece a autocensurarse”. Tampoco tienen el poder: el registro efectivo está en manos de la Middle East Technical University, una universidad pública.

Pero la TIB no se andaba con chiquitas: el correo electrónico amenazaba con “sanciones penales” a los proveedores que no cumplieran con esta “obligación”. Días más tarde, ante la avalancha de protestas públicas, la TIB aseguró que se trataba meramente de una “circular informativa”, pero no la retiró.

En defensa de la moralidad

El motivo oficial es proteger la moral pública: el correo de la TIB cita profusamente diversas leyes sobre la protección de la infancia y la juventud. En la lista figuran numerosos términos de connotación evidente: pene, vagina, sexo, tetas, culo, anal, masturbación, homosexual, gay, lesbiana… y sus equivalentes en inglés y en lenguaje vulgar. Pero también los mucho menos específicas pecho, bragas, caliente, oral, adulto, estudiante, animal…

Tampoco vale ya ‘Haydar’, un nombre de pila común, pero expresión de argot para referirse al pene, ni ‘Adrianne’. Tampoco ’31’, cifra que en argot hace referencia a la masturbación, ni ‘turbanli’, término que describe las chicas con el velo islamista (¿tal vez objeto de fantasías perversas?)

Para adivinar por qué ‘respiración’ o ‘cuñada’ en turco o el inglés ‘beat’ son retirados de la Red hace falta tener bastante más imaginación. Y por si acaso, tampoco se admitirán palabras que contengan las sílabas prohibidas. Así, para no recordar ciertas prácticas sexuales, quedarán desterrados los término ‘análisis’ o ‘canal’.

La circular ha dado lugar a numerosos chascarillos. Ahmet Turan Han, informático de la asociación Jóvenes Civiles, defensora de las libertades públicas, ya ha registrado la webHaydarHayvanAnsiklopedisindekiGeyigiBaldiziAdrianneyeGoturdu.com.Traducido sería algo así como “Haydar cogió el ciervo de la enciclopedia de animales para su cuñada Adrianne”. Totalmente vetado. De todas formas, la TIB, tal vez de forma previsora, ha prohibido también la palabra ‘Prohibido’.

Türkiye’de İnternet Yasakları ve Çözüm Önerileri

Bu konudaki belli başlı sorunlar nelerdir?

  1. Kanunun  kendisi. Özellikle de TİB’in res’en yasaklama yetkisi, tedbir kararlarında süre sınırlarının olmaması ve   5651 katolog suçların  uluslararası normlara uygun olmaması.
  2. Erişim engellemeleri yoluyla ifade özgürlüğü ve bilgi edinme hakkının ihlali.
  3. İdare ve yargının keyfi, ölçüsüz (alan adı ve IP erişim engellemeleri gibi) ve bilgisiz uygulamaları

 Bu sorunlar nereden kaynaklanıyor?

  1. Erişim engelleme yöntemleri 5651 sayılı kanun kapsamını aşıyor. “Katalog Suçlar” dışındaki suçlardan dolayı erişim engelleme kararı veriliyor ve TİB tarafından uygulanıyor.
  2. Kurum kararları şeffaf değil. Bilgi edinme yasasından gelen haklar kullanılamıyor. Kapatılan sitelerin girişine konulan metinlerde neye dayanarak engellendiği görülemiyor.
  3. Tedbir kararları yeterince incelenmeden verilebiliyor. Tedbir kararlarına herkes itiraz edemiyor, “doğrudan taraf olma” koşulu dayatılıyor.
  4. Uygulamalarda Anayasa’da öngörülen ve AIHM tarafından geliştirilen zorunluluk ve oranlılık testlerinin gereği yerine getirilmiyor. Suç genelleştiriliyor, ölçüsüz ve hukuka aykırı kararlar verilebiliyor.  Yönetmeliklerde, kanuna dayanmayan hükümlerle “yasallık ilkesi” çiğneniyor. Aynı konu için birden fazla mahkemeden karar alınabiliyor. Erişimin engellenmesinden doğan zararların tazminini ise mümkün olamıyor.
  5. Uygulamalar, sadece ifade özgürlüğü değil özel yaşamın korunması, masumiyet karinesi ve adil yargılama hakkını da ihlal ediyor.

 

Bu sorunları çözmek için neler yapılmalı?

  1. İnternet iletişimi anayasal güvence altına alınmalıdır.
  2. 5651 Sayılı kanun iptal edilmeli, ve İnternet ortamında yapılan yayınlar yoluyla işlenen suçları kapsayacak yeni bir kanun (Avrupa Konseyi’nin INGO’ ya hazırlattığı ve benimsediği ilkeler esas alınarak) katılımcı yöntemlerle  hazırlanmalıdır.
  3. Yeni kanun şu ilkelere göre düzenlenmelidir: 1) Bu kanun yeni bir suç tanımlamaz, diğer yasalarda tanımlanan suçların internet üzerinde işlenmesini kapsar. 2) Hiç bir sürette “erişim engelleme kararı” verilemez. 3) Suçun işlenmesi durumunda, “uyar ve kaldır” yöntemi uygulanmalı, bu uygulama ancak mahkeme kararı ile yapılabilmeli, kararlar kamuya açık olmalıdır.4) Bu kanun nedeniyle verilen tüm tedbir kararları sınırlı ve süreli olmalıdır. 5) Bu alanda verilecek mahkeme kararları ifade ve iletişim özgürlüğünü masumiyet karinesini,savunma hakkını, silahların eşitliği, şeffaflık ve açıklık ilkelerini ihlal edemez.
  4. Uluslararası teamüllere uygun bir  “kişisel verileri koruma yasası” çıkarılmalıdır.
  5. Erişim engelleme yerine bireyin kendi mahremiyetini, zararlı içerikten kendini nasıl koruyacağı yönünde bilinçlendirilme yönünde aksiyon alınmalıdır.
  6. İnternet yoluyla işlenecek suçlarla ilgili açılacak davalarda görev alacak hakimler, savcılar ve avukatlar internet ve bilişim konusunda eğitilmelidir.

 

Mevcut uygulamadaki belli başlı aksaklıklar nelerdir?

  1. Erişim engelleme yöntemleri 5651 sayılı kanun kapsamını aşıyor. “Katalog Suçlar” dışındaki suçlardan dolayı erişim engelleme kararı veriliyor ve TİB tarafından uygulanıyor.
  2. Kurum kararları şeffaf değil. Bilgi edinme yasasından gelen haklar kullanılamıyor. Kapatılan sitelerin girişine konulan metinlerde neye dayanarak engellendiği görülemiyor.
  3. Tedbir kararları yeterince incelenmeden verilebiliyor. Tedbir kararlarına herkes itiraz edemiyor, “doğrudan taraf olma” koşulu dayatılıyor.
  4. Uygulamalarda Anayasa’da öngörülen ve AIHM tarafından geliştirilen zorunluluk ve oranlılık testlerinin gereği yerine getirilmiyor. Suç genelleştiriliyor, ölçüsüz ve hukuka aykırı kararlar verilebiliyor.  Yönetmeliklerde, kanuna dayanmayan hükümlerle “yasallık ilkesi” çiğneniyor. Aynı konu için birden fazla mahkemeden karar alınabiliyor. Erişimin engellenmesinden doğan zararların tazminini ise mümkün olamıyor.
  5. Uygulamalar, sadece ifade özgürlüğü değil özel yaşamın korunması, masumiyet karinesi ve adil yargılama hakkını da ihlal ediyor.

 

TBMM OÇG STK
Ahmet Turan HAN – Genç Siviller

İstanbul Bilgi Üniversitesi
17.10.2010